Cumartesi, Eylül 26, 2009

Geleneksel tırmanış (1) -- Malzeme düzeni

Lider setinin detayları şu linkte.

Fotolar anlatıyor bütün hikayeyi ama ben önemli bulduğum noktaları burada özet geçeyim.
>> Hem boynuma emniyet malzemesi asmayı sevmediğim için hem de yazıyı ortalama büyüklükte bir set için yazdığımdan bütün malzemeleri koşumda taşıyorum. Böyle daha rahat hareket edebiliyorum.
>> Burada başladığım bir alışkanlık yaylı takozların herbirini ayrı karabinalarda taşımak oldu. Özellikle sıkışık pozisyonlarda malzeme takmak çok kolay oluyor böylece. Yaylı takozları ayrı karabinalarla taşımaya başlayınca onlar için olan uzatmaları da karabinalarıyla beraber boynuma asarak taşıyorum.
>> Eskiden yapmadığım bir şey de istasyon için kurdela denen yardımcı ipi taşımaya başlamak. Kurdela ile istasyon olasılıklarınız çok artıyor, kullanmaya alıştıkça kurma süreniz de hızlanıyor.
>> Üzerimde dağda kullanamayacağım malzeme taşımamaya çalıyorum. Mesela nutkey üzerinde gerektiğinde Pürsik olarak kullanılabilecek bir yardımcı ip var. Aynı şekilde toz torbamı da böyle bir yardımcı ip ile taşıyorum.

Geleneksel tırmanış üzerine yazılar -- Önsöz

Dağcılık ile ilgili yazılı kaynak toplamaya meraklıydım hep, ama çalışmaya başladıktan sonra daha çok kitap almaya başladım (nedense? :) Karıştırdığım onca kitabın içinde eksikliğini gördüğüm en önemli nokta insanların kişisel malzeme tercihlerinden ve kullandıkları emniyet sistemlerinden pek bahsetmemeleri oluyor. Belki sponsorluk ve/veya reklam olmasın kaygısı ile ama daha hiç bir kaynakta yazar lider tırmanırken hangi malzemeden kaçar tane taşıyor yazdığını görmedim.

Türkiye'de başladım tırmanışa ama seneler içinde buralarda epeyce değişti kullandığım sistemler. Hala da oturtamadığım şeyler var ama doğal olan da bunun devamlı gelişme sürecinde olması sanırım. Benim avantajım çok sayıda tırmanış bölgesinin olduğu Kaliforniya'da yaşamak; bir rotada istasyon kurmak için harcadığım 15 dakikadan sonra kulağı kesik bir tırmanıcının arkamdan gelip beş dakikada benim hiç hayal edemeyeceğim bir sistemi kurması hala başıma geliyor arasıra.

Eksikliğini gördüğüm için edindiğim tecrübeler üzerine birşeyler yazmak istedim. Aklımdaki Türkiyede ve buralarda öğrendiklerim üzerine ufak çaplı bir yazı dizisi, fırsat buldukça bu konuda yazacağım. Az laf çok foto'yu tercih ettiğim için bloga sadece önemli gördüğüm noktaları koydum, detaylar için fotolara bakın lütfen. Yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyorum.

Çok klasik olacak ama ufak bir uyarı koymaya da karar verdim önsöze. Sonuçta bu yazı dizisinde anlattıklarım benim kısıtlı tecrübelerime dayanıyor ve okuyucular bunları denemeden önce iki defa düşünüp üç defa tartalarsa iyi olur. Geleneksel tırmanışın belki de en önemli noktası doğaçlama. Burada önerdiklerimin uygulaması rotanın gerektirdikleri kadar sizin tecrübenize de çok bağlı.

İlk yazımı malzeme düzeni konusuna ayırdım. Buradaki set Yosemite'de ya da Sierra Nevada dağlarında tam günlük bir tırmanış için uygun. Rotanın birkaç tane kolay yapay hamle haricinde serbest tırmanılabileceğini varsayıyorum. Yine de bu yazının ideal rotası Alpin tarz az malzemeli tırmanıştan çok malzeme atılabilen ve yükseklik hissinin olduğu, ara ara asılı emniyet almanın gerekebileceği uzun duvar rotası. Yıllardır Türkiyede tırmanmadığım için çok kesin konuşmayayım ama bu set ile Aladağlar'daki çoğu rotaya da girilelir sanırım. Tam gün derken gerekirse sabah çok erken başlayarak rotaya ulaşma + tırmanış + inişin en fazla 16-18 saat süreceğini ve akşam yorgun argın kamp yerine dönebileceğinizi varsayıyorum (bir aksilik olmazsa tabi). Emniyet istasyonu sistemleri ve aksiliklere karşı önlemler de ayrı birer yazı konusu.

Steve House


Geçtiğimiz hafta Pazartesi (14 Eylül), Palo Alto'daki Patagonia dükkanında ünlü dağcı ve alpinist Steve House'un bir sunuşunu izleme fırsatı buldum. Stanford Alpine Club'ın da destek olduğu organizasyona katılım fena değildi. Yaklaşık 50 kişi ile beraber House'un yeni kitabı Beyond the Mountain hakkında bir sunum izledik. Fırsattan istifade kitabı aldım tabi ki, okuyunca yorumları mı da yazacağım buraya.

House'un kitabi uzun süredir sponsoru olan Patagonia tarafından basılmış. Sunum da kitabın içeriğini takip etti; dağcılık ile ilk tanışmasından başlayarak büyük dağlar ve zorlu yüzeylerdeki serüvenlerinden, seneler içinde stilindeki değişimden ve tabi ki ünlü tırmanış partnerlerinden bahsetti.

Sunumda çektiğim fotolar ve videolar şu linkte ama kısa kısa ilgimi çeken noktalar şunlar oldu:
>> Dağcılığa lise sonunda değişim öğrencisi olarak gittiği Slovenya'da başlamış. Yugaslavya'ya Komünist sistem dağılmadan gitmiş; dünyayı gezmeyi sevseler de Amerikalılar için sıradan sayamacağım bir ülke seçimi.
>> En ünlü tırmanışını yaptığı (ve hatta bununla Piolet d'Or aldığı) Nanga Parbat'a ilk defa da Slovenya'da geçirdiği sene gitmiş. Amerikalı bir gencin Komünist bir devlet sponsorluğunda Himalayalarda ekspedisyona götürülmesi ilginç gerçekten.
>> 'Başarılı çıkışlarımdan çok başarısız etkinliklerim' oldu vurgusunu da beğendim. Nanga Parbat Rupal Yüzünü ikinci denemesinde çıkmış mesela, ilki Bruce Miller ile 2004'te.
>> Piolet d'Or sahibi biri olarak dağcılığın ödüllendirilmesi mantığına da dokundu haliyle. Rusların yaptığı büyük etkinlikleri beğenmemesinin en büyük nedeni olarak dağa verdikleri kalıcı zararı gösterdi (sabit ipler, ağır boltlama, onca adamın uzun sürede biriken çeri çöpü vs.), ama yine de ödüllendirme sisteminin yeni halini de pek beğenmediğini söyledi (bakınız Piolet d'Or yazım).
>> Günümüz alpinizminin üst çıtasını belirleyen bir insan olarak dağcılığın 'bir sonraki büyük adımını' hızlı solo Himalaya çıkışlarda gördüğünü belirtti. Buna benzer bir çıkışı Karakorum'da K7'nin (6858m) Güneybatı yüzünde yapmıştı. Bu etkinlikte taşıdığı toplamda sadece 3.5 kg'lik malzeme başlı başına bir dağcılık dersi konusu olur (o malzemelerin olduğu aşağıdaki fotoya dikkat).

Çarşamba, Eylül 16, 2009

Snake Dike


DKSK'dan arkadaşım Erdem Amerika turunun bir ayağında Kaliforniya'ya geldi. Buralardayken Yosemite'de tırmanalım dedik ve Cuma gecesi (11 Eylül) vadide buluştuk. Cumartesi ısınma amaçlı önce Munginella (5.6, 3 ip) adında klasik bir rota çıktık, ardından epeydir niyetlendiğim, aynı blokta (Five Open Books) başka bir rota olan Commitment'a (5.9, 3 ip) girdik. Rota 'splitter crack' dedikleri cinsten güzel bir 5.8'lik bir çatlak ile başlıyor, 5.7'lik ikinci ip boyundan sonra 5.9'luk bir balkon geçişinin olduğu 3. ip ile bitiyor. İki rotayı da tırmanmak çok keyifli idi, onca yorgunluktan sonra günü 5.10a'lık bir spor rota ile bitirdik: Pole Positon (Church Bowl bloğunda).

Akşamı North Pines kamp yerinde geçirdik. Yosemite Vadisinin içinde dört kamp yeri var, bunların üçü parkın genel ziyaretçileri için hazırlanmış kamp yerleri (Lower, Upper ve North Pines). Bunlar daha düzenli ve temiz belki ama Camp 4 kadar ünlü (ve cibiliyetli) değiller. Camp 4 nesiller boyu tırmanıcıların ana kampı olmuş, özgür ruhlu bir kamp yeri. Ne yazık ki bu popüler kamp yerinde yer bulmak için sabah erkenden sıraya girmeniz, şansınıza o gün ayrılan birinin yerini kapmanız lazım. Bizim gibi haftasonu tırmanıcıları için pek uygun değil yani. Yıllardır buralarda yaşamama rağmen ben daha bir gece bile geçiremedim orada. Belki bir haftasonu kaya tırmanmak değil de Camp 4'da kalmak amaçlı gelmek lazım!

Neyse, sözün özü tıfıl kampımızda geceyi geçirdik ve Pazar sabah erkenden kampı toplayıp Half Dome tarafına yola koyulduk. Half Dome'un batı sırtında yer alan ünlü Snake Dike rotasını çıkacağız. Elimizde kitapta 12 saat yürüyüş+tırmanış dediği için erken başladık güne. Sabah farkettik ki bizim erken zannetiğimiz saat (6'da kalkıp 7 gibi yürümeye başlamak) ortalama Half Dome yürüyüşçüsü için geçmiş bile; patika yaşlısı, genciyle yüzlerce insanla doluydu.

Üç saatlik tempolu bir yürüyüşten sonra rotanın girişine geldik. İlk iki ip boyunda 5.7'lik hamleler var, geri kalan ipler ise 5.3-5.4 ama 'runout' dedikleri cinsten malzeme aralıkları çok geniş. Yosemite manzarası + sağlam kaya + kolay hamleler, buyrun size çok keyifli bir rota tarifi... Dört buçuk saat sonra zirveye gelebildik. Eylül olduğu için çok da kalabalık yoktu zirvede. Çıkış kolaydı ama dönüşteki kablolar acayip stres etti beni. Akşam üstü yorgun ama keyifli bir şekilde bitiridik dönüş yolunu ve 8 gibi eve yola koyulduk.

Etkinlik raporu ve fotolar için şu linke bakabilirsiniz.