Pazartesi, Mayıs 17, 2010

Geleneksel tırmanış (2) -- Malzeme düzeni (devam)

Biraz geç kaldım geleneksel tırmanış yazı dizime ama kusura bakmayın artık. Araya uzun bir kış girdi, tırmanamadıkça yazma motivasyonunum da azalmıştı, ama uzatmadan sonuçlandıracağım bu sefer diziyi. Malzeme düzeni fotolarını buraya koymuştum.

Amerika'ya geldiğimden beri her seferinde ayrı biriyle tırmanıyorum. Arabayla gidildiği için etkinliklere, genelde tırmanış partnerlerimin de benim de setlerimiz yanımızda oluyor. Bir gün birimizin seti ve öbürümüzün ipi ile tırmanıyoruz, sonraki gün de tersi ('distribute the damage').

Bu sürecin bende birkaç etkisi oldu. Birincisi alışık olmadığım set ile tırmanmayı öğrenmek. Setler çok farklı olmuyor genelde. Rotaya girmeden arkadaşınızın setini kendi düzeninize sokuyorsunuz ama tam olmuyor. 'Hangisiydi o ufak yaylı takoz' diye stresle aranmak çok da eğlenceli olmuyor bazen.

İkincisi de ortak malzemeler ile kişisel malzemeler arasında çok kesin bir fark oluştu kafamda. Koşumu kaskı saymadan kişisel dediklerim şunlar:
- istasyon bağı ve kilitlisi
- emniyet kilitlisi ve emniyet malzemesi (ATC mesela)
- emniyet istasyon sistemim (kurdela) ve 3-4 kilitli
- bir karabinaya takılı nutkey, 2-3 prüsik ipi,
- 1-2 adet gerekirse inişte bırakmak için açık perlon bant ve iniş halkası
- 1-2 adet uzun hazır kapali perlon bant

Yukardaki malzemeler tırmanış sırasında karşılaşılan en temel senaryoları içeriyor. Neyin ne zaman gerekeceği belli aslında, ben lafı gereksiz uzatmayayım. Önemli olduğunu düşündüğüm noktalara değineceğim. İstasyon bağım koşumumun bacak ve karın halkalarından beraber geçecek şekilde her zaman üzerimde olur. İp boyum bittiğinde ilk işim bir malzeme atmak (ya da boltlu istasyonsa bir ekspres takmak) ve ipimi karabinadan geçirip (clip) artçımın emniyetinde istasyonu hazırlamak olur. İstasyon malzemelerini yerleştirince, noktalardan birine istasyon bağım ile, ana bağlantı noktasına da tam kazık ile bağlanırım. Uzun perlonlar hem istasyon kurarken alternatif oluştursunlar hem de gerektiğinde ikinci bir istasyon bağı olsun diye yanımdalar; özellikle iniş sırasında ipten çıkıldığında en az iki noktadan bağlı olma kuralına uyabilmek için.

Sonuçta iki tırmanıcı da sırasıyla lider gideceği için, her lider sırası geldiğinde kişisel malzemeleri ile bildiği/sevdiği istasyonunu kurabilir. Bu düzende tırmanıldığında istasyonda değişilen sadece lider seti oluyor.

Cuma, Mayıs 07, 2010

Dağ koşusu / yürüyüşü

Dağcılığa lisedeyken İzmir'de İDADİK'te başladım, ama gerçek anlamda dağcılığı öğrenmem ODTÜ DKSK ile oldu. Kaya tırmanışı, teknik dağcılık, kampçılık, temel ilkyardım diye uzayacak bu listenin ayrı bir yeri var bende. En az bunlar kadar önemli bir aktiviteye daha başladım o zamanlar: dağ koşusu.

Yalıncak'ta düzenli antrenman koşuları ile başlayan bu sevda artık benim için bir yaşam biçimi. Akşamüstü arkadaşlar ile patika ve orman yollarında koşmak çok keyif veriyor bana. Şansıma ODTÜ'den sonra geldiğim Stanford da dağ koşusu yapmak için fazlasıyla ideal bir bölgede. Eşim Ani ile de bu koşulardan birinde tanıştım. Onunla beraber bu zevki paylaşabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Dağlara hazırlık anlamında da çok güzel antrenman olduğunu düşündüğüm bu koşuları burada yazmaya karar verdim. Artık çok da yaygınlaşan harita destekli internet siteleri koşu parkularını paylaşmayı çok kolaylaştırıyorlar. Epeyce arandıktan sonra MapMyRun.com'da karar kıldım. Reklamlar biraz can sıksa da haritalarının çeşitliliği, yükseklik bilgileri gibi özellikleri yüzünden tercih ettim bu siteyi.

DÜZELTME (13 Haziran 2010) - Biraz kullanmaya başladıktan sonra aslında olduğunu zannetiğim topografik USGS haritalarının her bölge için olmadığını farkettim MapMyRun.com'da. Dolayısıyla patikaların olmadığı haritalarda rota çizilemiyor. Böyle olunca bir süredir ertelediğim GPS'li saat araştırmalarına tekrardan başlayıp Garmin Forerunner 205 almaya karar verdim. Rotaları da connect.garmin.com adresinde paylaşmak da kolay oluyor.

İlk tanıtacağım parkur da artık Ani, Ekin ve benim klasiğimiz haline gelen Stanford Dish ve iki ekstra yokuşlu parkur. Rota burada. Genelde Lagunita Göletine yakın kapıdan giriyoruz ve saat yönünün tersine koşuyoruz (bir anda bütün yokuşları bitirmeyelim diye). Adından anlaşıldığı gibi rota Stanford'ın arkasındaki tepelerdeki çanak antenlerin etrafında turluyor. Biz de olaya tat katsın diye iki ekstra yokuş kattık (toplam 6.9 km). En iyi zamanım 35 dakika civarında. Hep koşuyoruz ama hiç foto çekmemişim, çekince ekleyeceğim.

Perşembe, Mayıs 06, 2010

Yosemite'de haftasonu


Ve ufak bir kaza raporu...

1-2 Mayıs haftasonu sezon açılışını yaptık bir arkadaşımla. bizimle beraber eşlerimiz de geldi, onlar yürüyüş yaparken biz tırmandık. İlk gün güzel geçti ama güzel başlayan ikinci gün biraz stresli bitti. Ani ile beraber yürüyüşe giden arkadaşımız Michelle patikadan ayrıldıkları bir noktada düşüp ayağını burktu. Vadi içinde telefonlar çektiği için kazadan yarım saat sonra bize ulaşabildiler. Biz durumu park yetkililerine bildirdik, onlar da hızlı bir organizasyon ile Michelle'i helikopterle aşağıya indirdiler. Hayati tehlike yoktu, ünlü YOSAR kurtarma takımının nasıl çalıştığını görmek ilginç bir tecrübe oldu. Gördüm dediysem de aslında telsiz konuşmalarını takip ettik. Etkinliğin fotoları burada.

Kaza ve sonrasının kısa bir özeti:
14:45 - Michelle patikadan ayrıldıkları bir noktada düşmüş. Vadi tabanından yaklaşık 3 saatlik bir mesafede, hedefledikleri Yosemite Point'e yakın bir noktada.
14:50 - Ani beni aradı, fakat pil harcamayalım diye saat 3'ten önce telefonları açmayacağız diye sözleştiğimiz için mesaj bırakabilmiş ancak.
15:15 - Biz yeni bir rotaya giremeye hazırlanıyorduk, hanımları arayıp da durumu kontrol edelim dedik ve kazanın haberini almış olduk.
15:30-15:45 -  Park yetkililerine durumu bildirdik. Kurtarma konusunda yetkili bir görevli hem bizden hem de ara ara konuştuğumuz kazazedelerden durumun ciddiyetini, kaza noktasını, çevrede başka yardım edecek insan olup olmadığını belirlemeye çalıştı. Kurtamanın koordinasyonu vadi içinde yer alan başka bir ofisten yapılıyormuş. Yetkili kişi onlarla bağlantıya geçip durumu bildirdi.

Bu noktada ben de Michelle'in kocası Adan da yukarı çıkmak istediğimizi belirttik ama yetkili kişi kesin bir dille ofiste kalmamızı istediğini belirtti. Her ne kadar yardım etmek istesek de ellerinde yeterince insan gücü olduğu için bize beklemekten başka bir seçenek kalmadı. Ve hatta görevli operasyon sonuçlanana kadar sizinle duracağım dedi. Anladığım kadarıyla kazazede yakınlarının panik ile işleri karıştırmasını istemiyorlar, haklı nedenlerle.

8 kişilik bir ekip (3 kadın ve 5 erkek) hızlı bir şekilde yola çıkmış kurtarma merkezinden, tahminimce 4:30 suları. Biri hemşire olan ekibin iki üyesi hafif yükle önden giderken, geri kalan 6 kişi gerekirse yaralıyı patikadan indirmek için kullanacakları sedye, tekerlek ve bir takım malzemeleri taşıyorlarmış.

17:15-17:30 civarında bir helikopter sesi gelmeye başladı. Sonradan anladığım kadarıyla önce vadiye inip kurtarmayı helikopterden koordine edecek bir görevliyi alıp tekrar havalanmış.
17:50 - İlk kurtarmacı kazazedenin yanına ulaştı. Aninin anlattığına göre Michelle'in hayati tehlikesi olmadığına karar veren kurtarmacı derhal helikopteri yönlendirebilmek için açıklık bir alana çıkmış. 5 dakika sonra ikinci kurtarmacı da gelmiş (bir kadın)
18:00 - Kurtarmacılar Ani'yi ve onlara yardım etmek için kalmış iki yürüyüşçüyü hava kararmadan aşağı insinler diyerek yollamışlar.

Biz bu noktada bir kamp yerinde yanımızda ilk konuştumuz görevli ile beraber telsiz konuşmalarını dinliyorduk. İlk tercih olarak Michelle'i helikopterle aşağı indirmek istemelerine rağmen bulundukları noktanın helikopter inişine uygun olmaması yüzünden hala sedye ile patikadan indirme olasılığını düşünüyorlardı. İlginç bulduğum nokta helikopterin aslında milli parkın değil de buralardaki eyalet polisi olan CHP denen bir kurumu ait olması. Dolayısıyla pilotun amiri CHP kurumundan, yanındaki kurtarmacının amiri ise Milli Parklar kurumundan (NPS). Kurtarmacılar helikopteri indirmek istese de pilot kurumunun onayı olmadan indirmeye pek yanaşmıyordu. Son kararı ise iki kurumun koordinasyon merkezleri aralarında konuşup verdiler. CHP'den pilota olur gelince yaklaşık 7 sularında Michelle'in sabitlendiği sedye helikopterden sarkıtılan ipe bağlandı ve yukarı çekildi. Operasyon başlamadan önce yerdeki kurtarmacı ile helikopterdeki kurtarmacı sedyeyi hangi noktadan hangi karabinaya bağlayacaklarını bir kaç kez konuştular. Ben bile uzaktan ne yapılacağını gözümde canlandırabiliyordum.

19:10 gibi helikopter Michelle ile beraber vadi tabanına indi. Vadi o kadar derin ki havadan üç tur atarak yeterince yükseklik kaybedebildi. Yanımızda duran yetkili Adan'ı Michelle'in yanına götürdü, ben de kampımızı toplayıp arada telefonla konuştuğum Ani'yi almak için patikanın başladığı noktaya gittim. Hava tam kararmadan yaklaşık 8 gibi Ani ve diğer iki yürüyüşçü aşağı indi. Michelle'in ayağında kırık varmış, Yosemite'de alçı yapıldıktan sonra yola çıktık, gece yarısını geçe Bay Area'ya vardık.