Pazartesi, Kasım 30, 2009

Bishop'da kısa kaya


Şükran günü haftasonu Ani ile tırmanış bölgeleriyle ünlü, bozkırın ortasında bir dağ kasabası olan Bishop'a gittik. 4-5 gün diye planladığımız etkinlik hava bozunca üç gün sürdü ama çok güzel bir bölgeyi keşfetmiş olduk.

Bishop özellikle kısa kayasıyla dünyaca ünlü. Araba ile en fazla bir saat mesafede onlarca tırmanış bölgesi var değişik kaya yapasında. Neredeyse çöl denebilecek bir bozkır olduğu için burası, kamp da toz içinde güneş altında oluyor (tabi nadiren de olsa yağmura ve rüzgara yakalanmadıysanız).

Burada kısa kaya tırmananlar da ilginç bir profile sahip. Dağcı diyemeyeceğim çünkü yaptıkları fiziksel olarak zor olsa da (V5-V6 gibi kısa kaya skalasının ortasındaki dereceler 5.12'nin üstüne denk geliyor) bir dağcıdan ya da tırmanıcıdan çok kaykaycıları andırdılar bana. İlginç bir ortak özellikleri de pek çoğunun yanında köpeği ile dolanmasıydı. Haliyle uzun duvara köpeğiniz ile girmek mümkün değil tabi.

Dereceleri zor, kayası el yıpratıcı bu çöl kasabasında üç güzel gün geçirdik, işte fotoğraflar.

Salı, Ekim 27, 2009

Middle Cathedral'de iki rota


Ekim ayında güzel bir haftasonu denk gelince kaçırmıyoruz Yosemite'de tırmanma fırsatını. Royal Arches tırmanışını yaptığım arkadaşla beraber iki süper rota daha çıktık bu hafta. Vadinin güney kıyısında kalan Middle Cathedral bloğu üzerinde East Buttress (5.9, A0, 9 ip) ve Central Pillar of Frenzy (5.9, 5 ip).

İki rota da Yosemite klasikleri içinde sayıldığı için yoğun trafik alıyor normalde, hele de Kuzeye baktıkları için sıcak aylarda. Ama Ekim ayı gerek tırmanıcıların gerekse normal turistlerin azlığı açısından vadiye gitmenin tam vakti olduğu için biz rahattık. İki rotaya da ikinci ekip olarak girebildik. East Buttress çoğunluğu 5.7-5.8 aralığında giden uzun bir rota. Tavsiye edilen 11 ip boyu ama biz 60 m'lik iple ikişer ip boyunu birleştirip 9 ipte çıktık. En zor kısmı 5.10c fakat orası da malzemeye asılarak kolayca yapay çıkılabiliyor. Frenzy daha zor bir rota, daha dik ve 5.8-5.9 aralığında bütün ip boyları. İki rota da 'klasik' tanımını fazlasıyla hakediyor kanımca, çok keyifliydi tırmanışlar.

Fotolar şu linkte.

Salı, Ekim 13, 2009

Karafatma Tepesi -- Hey gidi günler hey...


Bu foto bizim evin önünden çekilmiş (Bahçelievler, İzmir), mesajlarımı temizlerken kuzenimin attığı bir e-postanın ekindeydi. Çocukluğum boyunca bu kayalarda bir aşağı bir yukarı dolanmıştım, her bir karışını bunca sene sonra bile hala hatırlarım. Biraz fazla geyik olacak ama neden dağcı olduğuma Freud'cu bir yaklaşım diyeceğim :)

Pazartesi, Ekim 05, 2009

Royal Arches (5.8 A0, 15 ip)


Geçtiğimiz Cumartesi (3 Ekim) Yosemite'deki 'en kolay uzun duvar' diye bilinen Royal Arches rotasının 5.8'lik bir varyasyonunu çıktık bir arkadaşımla. 15 ip boyu çık çık bitmeyen rota epeyce kalabalıktı, benim sayabildiğim 7-8 ekip vardı. Rotanın kilidi A0'ın nedeni olan bir geçiş. Kaynak kitabın 5.10b diye derecelendirdiği pasajı serbest geçmek de o kadar güç olmadı. 9:30 gibi başladığımız rotayı 4 gibi tamamlayıp vakit geçirmeden ip inişine başladık, keza 10 ip inecektik daha. Tahmin edeceğiniz gibi eller kapkara bittirdik günü :)

Rota güzeldi ama esas ilginç hikaye rotaya girmeden geldi başıma. Cuma akşamı parkın dışında geceleyip sabah kahve almak için durmuştuk vadi içinde. Tezgaha gittim, kahvemi istedim. Sırada arkamda epeyce iri, kirli saçlı bir adamın durduğunu farkettim. Kahve servisi yapan bayan 'triple espresso?' diye sordu ona. Herhalde parkın icinde yaşıyor bu adam oldum. Azıcık uzaklaşınca elemanın Dean Potter olduğunu farkettim! Olayın en çok hoşuma giden yanı, Potter'ın benim boyutlarımda olduğunu görmekti açıkçası. O kadar çok serbest solo + base jump yapan biri ki Potter, herhalde kendi boyutlarına uygun partner bulmak zor olduğu için bir başına tırmanma olayina sarmıştır diye düşündüm.

Etkinlik fotoları bu linkte...

Cumartesi, Eylül 26, 2009

Geleneksel tırmanış (1) -- Malzeme düzeni

Lider setinin detayları şu linkte.

Fotolar anlatıyor bütün hikayeyi ama ben önemli bulduğum noktaları burada özet geçeyim.
>> Hem boynuma emniyet malzemesi asmayı sevmediğim için hem de yazıyı ortalama büyüklükte bir set için yazdığımdan bütün malzemeleri koşumda taşıyorum. Böyle daha rahat hareket edebiliyorum.
>> Burada başladığım bir alışkanlık yaylı takozların herbirini ayrı karabinalarda taşımak oldu. Özellikle sıkışık pozisyonlarda malzeme takmak çok kolay oluyor böylece. Yaylı takozları ayrı karabinalarla taşımaya başlayınca onlar için olan uzatmaları da karabinalarıyla beraber boynuma asarak taşıyorum.
>> Eskiden yapmadığım bir şey de istasyon için kurdela denen yardımcı ipi taşımaya başlamak. Kurdela ile istasyon olasılıklarınız çok artıyor, kullanmaya alıştıkça kurma süreniz de hızlanıyor.
>> Üzerimde dağda kullanamayacağım malzeme taşımamaya çalıyorum. Mesela nutkey üzerinde gerektiğinde Pürsik olarak kullanılabilecek bir yardımcı ip var. Aynı şekilde toz torbamı da böyle bir yardımcı ip ile taşıyorum.

Geleneksel tırmanış üzerine yazılar -- Önsöz

Dağcılık ile ilgili yazılı kaynak toplamaya meraklıydım hep, ama çalışmaya başladıktan sonra daha çok kitap almaya başladım (nedense? :) Karıştırdığım onca kitabın içinde eksikliğini gördüğüm en önemli nokta insanların kişisel malzeme tercihlerinden ve kullandıkları emniyet sistemlerinden pek bahsetmemeleri oluyor. Belki sponsorluk ve/veya reklam olmasın kaygısı ile ama daha hiç bir kaynakta yazar lider tırmanırken hangi malzemeden kaçar tane taşıyor yazdığını görmedim.

Türkiye'de başladım tırmanışa ama seneler içinde buralarda epeyce değişti kullandığım sistemler. Hala da oturtamadığım şeyler var ama doğal olan da bunun devamlı gelişme sürecinde olması sanırım. Benim avantajım çok sayıda tırmanış bölgesinin olduğu Kaliforniya'da yaşamak; bir rotada istasyon kurmak için harcadığım 15 dakikadan sonra kulağı kesik bir tırmanıcının arkamdan gelip beş dakikada benim hiç hayal edemeyeceğim bir sistemi kurması hala başıma geliyor arasıra.

Eksikliğini gördüğüm için edindiğim tecrübeler üzerine birşeyler yazmak istedim. Aklımdaki Türkiyede ve buralarda öğrendiklerim üzerine ufak çaplı bir yazı dizisi, fırsat buldukça bu konuda yazacağım. Az laf çok foto'yu tercih ettiğim için bloga sadece önemli gördüğüm noktaları koydum, detaylar için fotolara bakın lütfen. Yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyorum.

Çok klasik olacak ama ufak bir uyarı koymaya da karar verdim önsöze. Sonuçta bu yazı dizisinde anlattıklarım benim kısıtlı tecrübelerime dayanıyor ve okuyucular bunları denemeden önce iki defa düşünüp üç defa tartalarsa iyi olur. Geleneksel tırmanışın belki de en önemli noktası doğaçlama. Burada önerdiklerimin uygulaması rotanın gerektirdikleri kadar sizin tecrübenize de çok bağlı.

İlk yazımı malzeme düzeni konusuna ayırdım. Buradaki set Yosemite'de ya da Sierra Nevada dağlarında tam günlük bir tırmanış için uygun. Rotanın birkaç tane kolay yapay hamle haricinde serbest tırmanılabileceğini varsayıyorum. Yine de bu yazının ideal rotası Alpin tarz az malzemeli tırmanıştan çok malzeme atılabilen ve yükseklik hissinin olduğu, ara ara asılı emniyet almanın gerekebileceği uzun duvar rotası. Yıllardır Türkiyede tırmanmadığım için çok kesin konuşmayayım ama bu set ile Aladağlar'daki çoğu rotaya da girilelir sanırım. Tam gün derken gerekirse sabah çok erken başlayarak rotaya ulaşma + tırmanış + inişin en fazla 16-18 saat süreceğini ve akşam yorgun argın kamp yerine dönebileceğinizi varsayıyorum (bir aksilik olmazsa tabi). Emniyet istasyonu sistemleri ve aksiliklere karşı önlemler de ayrı birer yazı konusu.

Steve House


Geçtiğimiz hafta Pazartesi (14 Eylül), Palo Alto'daki Patagonia dükkanında ünlü dağcı ve alpinist Steve House'un bir sunuşunu izleme fırsatı buldum. Stanford Alpine Club'ın da destek olduğu organizasyona katılım fena değildi. Yaklaşık 50 kişi ile beraber House'un yeni kitabı Beyond the Mountain hakkında bir sunum izledik. Fırsattan istifade kitabı aldım tabi ki, okuyunca yorumları mı da yazacağım buraya.

House'un kitabi uzun süredir sponsoru olan Patagonia tarafından basılmış. Sunum da kitabın içeriğini takip etti; dağcılık ile ilk tanışmasından başlayarak büyük dağlar ve zorlu yüzeylerdeki serüvenlerinden, seneler içinde stilindeki değişimden ve tabi ki ünlü tırmanış partnerlerinden bahsetti.

Sunumda çektiğim fotolar ve videolar şu linkte ama kısa kısa ilgimi çeken noktalar şunlar oldu:
>> Dağcılığa lise sonunda değişim öğrencisi olarak gittiği Slovenya'da başlamış. Yugaslavya'ya Komünist sistem dağılmadan gitmiş; dünyayı gezmeyi sevseler de Amerikalılar için sıradan sayamacağım bir ülke seçimi.
>> En ünlü tırmanışını yaptığı (ve hatta bununla Piolet d'Or aldığı) Nanga Parbat'a ilk defa da Slovenya'da geçirdiği sene gitmiş. Amerikalı bir gencin Komünist bir devlet sponsorluğunda Himalayalarda ekspedisyona götürülmesi ilginç gerçekten.
>> 'Başarılı çıkışlarımdan çok başarısız etkinliklerim' oldu vurgusunu da beğendim. Nanga Parbat Rupal Yüzünü ikinci denemesinde çıkmış mesela, ilki Bruce Miller ile 2004'te.
>> Piolet d'Or sahibi biri olarak dağcılığın ödüllendirilmesi mantığına da dokundu haliyle. Rusların yaptığı büyük etkinlikleri beğenmemesinin en büyük nedeni olarak dağa verdikleri kalıcı zararı gösterdi (sabit ipler, ağır boltlama, onca adamın uzun sürede biriken çeri çöpü vs.), ama yine de ödüllendirme sisteminin yeni halini de pek beğenmediğini söyledi (bakınız Piolet d'Or yazım).
>> Günümüz alpinizminin üst çıtasını belirleyen bir insan olarak dağcılığın 'bir sonraki büyük adımını' hızlı solo Himalaya çıkışlarda gördüğünü belirtti. Buna benzer bir çıkışı Karakorum'da K7'nin (6858m) Güneybatı yüzünde yapmıştı. Bu etkinlikte taşıdığı toplamda sadece 3.5 kg'lik malzeme başlı başına bir dağcılık dersi konusu olur (o malzemelerin olduğu aşağıdaki fotoya dikkat).

Çarşamba, Eylül 16, 2009

Snake Dike


DKSK'dan arkadaşım Erdem Amerika turunun bir ayağında Kaliforniya'ya geldi. Buralardayken Yosemite'de tırmanalım dedik ve Cuma gecesi (11 Eylül) vadide buluştuk. Cumartesi ısınma amaçlı önce Munginella (5.6, 3 ip) adında klasik bir rota çıktık, ardından epeydir niyetlendiğim, aynı blokta (Five Open Books) başka bir rota olan Commitment'a (5.9, 3 ip) girdik. Rota 'splitter crack' dedikleri cinsten güzel bir 5.8'lik bir çatlak ile başlıyor, 5.7'lik ikinci ip boyundan sonra 5.9'luk bir balkon geçişinin olduğu 3. ip ile bitiyor. İki rotayı da tırmanmak çok keyifli idi, onca yorgunluktan sonra günü 5.10a'lık bir spor rota ile bitirdik: Pole Positon (Church Bowl bloğunda).

Akşamı North Pines kamp yerinde geçirdik. Yosemite Vadisinin içinde dört kamp yeri var, bunların üçü parkın genel ziyaretçileri için hazırlanmış kamp yerleri (Lower, Upper ve North Pines). Bunlar daha düzenli ve temiz belki ama Camp 4 kadar ünlü (ve cibiliyetli) değiller. Camp 4 nesiller boyu tırmanıcıların ana kampı olmuş, özgür ruhlu bir kamp yeri. Ne yazık ki bu popüler kamp yerinde yer bulmak için sabah erkenden sıraya girmeniz, şansınıza o gün ayrılan birinin yerini kapmanız lazım. Bizim gibi haftasonu tırmanıcıları için pek uygun değil yani. Yıllardır buralarda yaşamama rağmen ben daha bir gece bile geçiremedim orada. Belki bir haftasonu kaya tırmanmak değil de Camp 4'da kalmak amaçlı gelmek lazım!

Neyse, sözün özü tıfıl kampımızda geceyi geçirdik ve Pazar sabah erkenden kampı toplayıp Half Dome tarafına yola koyulduk. Half Dome'un batı sırtında yer alan ünlü Snake Dike rotasını çıkacağız. Elimizde kitapta 12 saat yürüyüş+tırmanış dediği için erken başladık güne. Sabah farkettik ki bizim erken zannetiğimiz saat (6'da kalkıp 7 gibi yürümeye başlamak) ortalama Half Dome yürüyüşçüsü için geçmiş bile; patika yaşlısı, genciyle yüzlerce insanla doluydu.

Üç saatlik tempolu bir yürüyüşten sonra rotanın girişine geldik. İlk iki ip boyunda 5.7'lik hamleler var, geri kalan ipler ise 5.3-5.4 ama 'runout' dedikleri cinsten malzeme aralıkları çok geniş. Yosemite manzarası + sağlam kaya + kolay hamleler, buyrun size çok keyifli bir rota tarifi... Dört buçuk saat sonra zirveye gelebildik. Eylül olduğu için çok da kalabalık yoktu zirvede. Çıkış kolaydı ama dönüşteki kablolar acayip stres etti beni. Akşam üstü yorgun ama keyifli bir şekilde bitiridik dönüş yolunu ve 8 gibi eve yola koyulduk.

Etkinlik raporu ve fotolar için şu linke bakabilirsiniz.

Pazartesi, Ağustos 31, 2009

Matthes Crest


Cumartesi (29 Ağustos) Yosemite Milli Parkında yer alan Matthes sırtı geçişini yaptık bir arkadaş ile; 11000 ft'e yaklaşan yüksekliği ve gerçek bir bıçak sırtını andıran görüntüsü ile güzel bir rota. O kadar uzun süredir bu irtifada teknik rota tırmanmadığımdan azıcık çarptı diyebilirim. Yine de kaliteli kayası yapısı ve muhteşem manzarası ile bütün yorgunluğumuza deydi :) Buyrun fotolar...

Pazartesi, Ağustos 17, 2009

Pinnacles


Pazar günübirlik Pinnacles'a gittik tırmanmaya. Palo Alto'nun yaklaşık 2 saat güneyinde Hwy 25 üzerinde, National Park Service (Milli Park İdaresi) tarafından işletilen güzel bir vadi burası. Milli park kadar büyük olmadığı için ama 'national monument' deniyor

Doğu ve batı olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. Ben gidiş yolunu da daha çok sevdiğim için doğuya gidiyorum. Bay Area'da yaşayanlar genelde Pinnacles'a gitmek yerine Yosemite'ye ya da Tahoo taraflarına gitmeyi tercih etse de ben burayı ayrı bir seviyorum Sivrihisar'a benzediği için.

Pazartesi, Ağustos 03, 2009

Haftasonu Matterhorn'daydık!


Evet yanlış okumadınız :) Çıktığımız zirve Matterhorn, fakat Avrupa'daki görkemli dağ değil de, şekilce orayı andıran uzak kuzeni bu.

Etkinlik fotolarını şu linkte bulabilirsiniz.

25 Temmuz Cumartesi sabahı Palo Alto'dan yola çıkıp 5 saatlik bir araba yolculuğundan sonra Sierra Nevada dağlarının doğusuna ulaştık. Kaliforniya'nın güzel zirveleri bu dağların doğusunda yer aldığı için genelde ilk amaç Hwy (otoyolun İngilizce kısaltması) 395'e ulaşmak oluyor. Biz Hwy 108 üzerindeki Sonora geçidini kullandık. Tırmandığımız bölge orman bölgesi olduğundan, önce Bridgeport kasabasına gidip ormancı karakolundan (ranger station) kamp iznimizi aldık.

Yürüyüşe saat 12'ye doğru Twin Lakes denen bir yerden başladık. Yaklaşık 6 saatlik yürüyüş ile etkinliğin en zor kısmını tamamlamış olduk. Akşamı zirvenin 100m altında bivaklayarak geçirip, dönüşü doğudaki başka bir vadi üzerinden 4 saatte tamamlıyoruz. Tabi ki etkinliği burada bitirmiyoruz, Dksk geleneklerine uygun bir şekilde biralar eşliğinde bu güzel tırmanışı taçlandırıyoruz. Benden size tavsiye, yolunuz Kaliforniya'nın doğusundaki Hwy 395'e düşerse Lee Vining yakınlarındaki Mobil istasyonunda yemek yemeden geçmeyin. Dağbaşı falan ama yemekler muhteşem, hele de Mono Lake'e karşı biranın tadı bir başka!

Salı, Temmuz 07, 2009

Piolet d'Or Ödülleri

Senelerdir takip ediyorum ödül kazanan tırmanışları ama hiç oturup da kim, nasıl verir bu ödülü, nedir kriterleri diye düşünmemiştim. Bir fırsat bulduğumda da bu kısa araştırmayı yaptım internetten.

Ödül 1991'den beri Fransız Montagnes dağcılık/tırmanış dergisi ve Groupe Militaire de Haute Montagne isminde (anlayabildiğim kadarıyla) Fransız ordusu ile bağlantılı bir dağcılık örgütü tarafından ortaklaşa veriliyor. Birkaç yıl öncesine kadar bu iki kurum ağırlıklı oluşan bir kurul tarafından yapılan ödül seçimleri ara ara büyük tartışmalara da yol açmış. Tartışmaların temelinde dağcılık ve alpin tırmanışında başarının nasıl değerlendirileceği geliyor. Çok zor bir duvarın sabit hatlar yardımı ile çıkılması mı yoksa daha az zorlukta bir rotanın küçük bir ekip ve alpin teknik ile tırmanılması mı? Benim gönlüm ikinciden yana :)

Tahmin edebileceğiniz üzere, bazı seneler tartışmalar o kadar hararetli ki ünlü tırmanıcılar yaptıkları sıkı çıkışları adaylıktan çekmişler. Mesela 2005 yılındaki ödülün Rusların Jannu Kuzey çıkışına verilmesi sonraki sene Rolando Garibotti'nin Cerro Torre üzerindeki ilk çıkışını adaylıktan çekmesine neden olmuş. Ki bu çıkış ile Garibotti ve arkadaşları Maestri'nin ünlü (ve bir o kadar da tartışmaya açık) Kompresör rotasını tamamlamadığını da kanıtlamışlardı.

Yukarda bahsettiğim haklı nedenler yüzünden organizasyon komitesi 2008 yarışmasını iptal ederek 2009 senesine dağcılık gelenekleri ile daha çok bağdaştığını düşündüğüm bir ödüllendirme prosedürüne başladılar. Bu sene tırmanışları stil, rotanın keşif değeri, çevreye saygı, ekibin tırmanışa adanmışlığı ('commitment' ve 'self-sufficiency') ve minimal malzeme kullanımı yönlerinden değerlendirmeye alan jüri üyeleri altı finalist arasından üç tırmanışı ödüle layık gördü:
> Keşif kategorisinde Samurai Direct (1800m, W1 5+, Hiraide ve Taniguchi - Kamet Güneydoğu Yüzü, 7756m, Hindistan)
> Adanmışlık kategorisinde Bushido (1800m, M5+, Ichimura, Sato ve Amano - Kalanka Kuzey Yüzü, 6931m, Hindistan)
> Teknik zorluk kategorisinde Checkmate (2000m, M7+, W15, 5.10, A0, Steck ve Anthametten - Tengkampoche Kuzey Yüzü, 6500m, Nepal)

Dikkatimi çeken nokta ise şu oldu, yukarıdaki ilk iki ödülle beraber altı finalistin dördü Japon ekiplerin tırmanışları. Önümüzdeki yıllarda bu ekiplerin yeni başarılarını epeyce okuyacağız sanırım.

Pazar, Temmuz 05, 2009

Tırmanmaya adam mı yok? Sosyal ağları dene!

Ankara'dan ayrıldıktan sonra tırmanış için arkadaş bulmak ne kadar zormuş onu öğrendim. Okuldayken birilerinin o haftasonu tırmanıyor olduğunu bilirdim mutlaka. Arkadaşlarla geçirilen güzel bir tırmanış haftasonu, arkadasında da Pazar akşamı soğuk bira... Haftaya başlamanın bundan güzeli mi var?

Amerika'ya geldiğimde önce bir bocalama dönemi yaşadım haliyle. Kimseyi tanımıyorum, ipe ne kadar hakimler bilemiyorum. Türkiye'de böyle öğrenmedim ki ben! Yıllarca beraber eğitim aldığım insanlar dışında kimseyle tırmanmaşım daha...

Sonra sonra, artık Türkiyede de yaygınlaşan, tırmanış e-listelerini kullanmaya başladım partner bulmak için. Burda epeyce yaygın bu durum. Listeye "bu haftasonu XXX vadisine gitmek istiyorum, tırmanış malzemelerim, ipim ve arabam var, şu zorlukta, şu tür rotalara girmek istiyorum" diye bir mesaj atıyorsunuz. Birileri mutlaka cevap veriyor. Başta tedirgin oluyordum bu durumdan. Hala da biraz tedirgin oluyorum, ama gidip gelen birkaç e-postadan sonra karşınızdakinin ne kadar tırmandığını anlayabiliyorsunuz. Yine de alakasız ve hatta beraber tırmanmanın tehlikeli olacağı insanlarla da partner olmak durumunda kaldığım oldu.

E-listelere bir alternatif de Türkiye'de artık epeyce kullanılan 'sosyal ağlar' (social networking) olabilir. Yeni gördüğüm ClimbFind.com isimli bir site dağcılık/tırmanış odaklı sosyal ağlara bir örnek. İleri seviyelerdeki tırmanıcılar için değil belki, ama yeni başlayan ya da tekrardan tırmanışa ısınmak isteyenler için ideal bir iletişim platformu bu sosyal ağlar.

ClimbFind.com kadar partner bulmaya yönelik olmasa da aklıma gelen diğer sosyal ağları şunlar: RockClimbing.com ve 8a.nu

Tabi aklıma gelen diğer soru da bu tür tırmanış partneri bulma yöntemlerinin Türkiyede ne kadar yaygınlaşacağı...

Cumartesi, Mayıs 30, 2009

Bekarlığa veda yürüyüşü

Evet Ani ile evleniyoruz yakında. Düğün koşturmacası ve telaşı başlamadan bir kamp yapalım dedik, Memorial Day haftasonu da çok güzel denk geldi buna. Hedefi Trinity Alps bölgesinde kuzey-güney doğrultulu olan Canyon Creek vadisi diye seçtik. Elimizdeki rehber kitaba göre "hayatınızın geri kalanında sıkılmadan yürüyebileciğiniz bir bölge" burası. Biz de çok sevdik ama yazar azıcık abartmış demeden edemiyorum. Buyrun birkaç foto şu linkte.

Kısaca etkinlik şöyleydi: Cuma akşamı iş çıkışı 3-4 saat kuzeydeki Redding'e gittik. Cumartesi sabah önce 50 mil batıdaki Weaverville'den kamp iznimizi aldık, sonra bi saat daha araba ve yürüyüş başladı. Cumartesi akşamı Yukarı Canyon Creek gölü kıyısında kamp attık. Pazar rahat bir günübirlik yürüyüş yaptık. Hedefimiz Wedding Cake denen bir zirveydi ama beceremedik. Pek de iddialı değildik zaten en başından. Pazartesi sabah erkenden dönmeye başladık, çünkü uzun ama daha manzaralı otoyoldan (Hwy 101) dönmeyi planlıyorduk Bay Area'ya.

Pazar, Nisan 05, 2009

Yosemite' de bir haftasonu

Geçtiğimiz hafta 2009'un tırmanış sezonunu süper bir Yosemite haftasonu ile açtım. Uzun süredir çok iplik rotalara girmiyor olmama rağmen gayet de güzel tırmanabildim. Bir süredir haftada iki defa düzenli tırmanış salonuna gitmenin faydasını gördüm kesinlikle.

Tırmanış arkadaşımın çektiği fotolardan bir albüm burada. Fotoğraflarda yok ama çıktığımız rotalardan bir tanesi çok ünlü bir Yosemite klasiği: Nutcracker (5.8, V+). Royal Robbins'in 1960'larda sadece takozlar ile temiz bir çıkış yapılabileceğini göstermek amacıyla açtığı rota her tırmanıcının listesinde. Çok rahat malzeme atılabilen, hemen hemen bütün çatlak tekniklerinin kullanıldığı rotanın tek derdi sezon başı eriyen kar suları yüzünden genelde ıslak olan 3. ip boyu.