Cuma, Ağustos 06, 2010

Clyde Minaret


Uzun süredir gerçek anlamda bir dağ etkinliği yapamamıştım. Rotaya ulaşmanın zorluğu, ekstradan alınacak izin günü, kendini hazır hissetmemek ve herşeyden öncesi benzer projelerle ilgilenecek partner bulamamak gibi bilimum bahaneyle dağlara gidemez oldum. Bu kısır döngüyü geçtiğimiz haftasonu (30 Temmuz - 1 Ağustos, 2010) kırabildim (hadi ara verdim diyeyim); birkaç hafta önce Tuolumne Meadows'da tırmandığım arkadaşım Dan'in gazı ile Mammoth Lakes yakınlarındaki Ritter Range bölgesinde yer alan Clyde Minaret'in (12281 ft, 3743 m) Güneydoğu duvarını tırmandık (IV 5.10a, 14 ip).

Perşembe akşamı Bay Area'dan çıktık, geceyi Yosemite Milli Parkının girişinde yol kenarında geçirdik. Sabah Lee Vining Mobil istasyonundaki kahvaltı molasından sonra 9 gibi Mammoth Lakes ormancı istasyonuna vardık (ranger station); Dağ Inyo Milli Ormanında yer aldığı için kamp izni almamız gerekiyordu.

Mammoth Lakes daha çok kış sporları merkezi olarak tanınıyor. Dolayısıyla liftlerinden otellerine dağlara pek yakıştıramadığım bir yapılanma var bu bölgede (kayakçılar kızmasın). Normalde yazları boş duran bu düzen, akıllı girişimciler sayesınde kendine yeni bir hedef kitle bulmuş: dağ bisikleti. Kışın kayılan parkularda yazları dağ bisikletliler iniş yapıyor. Hiç bu kadar çok dağ bisikletini bir arada görmemiştim. Dolayısıyla kalabalık yaz kış eksik olmuyor buradan. Bu duruma kızsam da doğaya yapılan etkiyi azaltmak için gösterdikleri çabayı da takdir etmeden geçemiyorum. Yürüyüşe başlayacağımız noktaya ulaşmak için zorunlu ring servisini kullandık.

Dağ etkinliği anlatacam derken konu dışına çıktım, uzatmadan Clyde minaresine döneyim. Yürüyüşe Mammoth Lakes'in batısındaki Devil's Postpile National Monument'dan başladık. 5 saatlik hafif eğimde güzel bir yürüyüşten sonra kampı Minaret Gölü kıyısına attık. Kamp dedim ama hem az yük olsun hem de hava durumu iyi diyerek yanımızda çadır getirmedik. Bu anlamda mantıklı gibi görünen bu karar bol yağışlı geçen 2010 senesinin dağlara katkısı sivrisinekler yüzünden pişman etti beni. Çok güzel bir gölün kıyısında sarp dağların eteğinde olan bir kampın bu kadar keyifsiz geçmesi çok üzücü, ama affetmedi sivriler...

Cuma akşamı hazırlıklarımızı yapıp erkenden yattık. Cumartesi sabahı 5'te kalkıp 6:20'de yürümeye başladık. Cecile gölünü geçip 8'e doğru rotaya vardık ve 8:30'da ilk ipe lider girdim. Başta biraz rota bulmakta zorlanıp yavaş ilerlesek de, rotanın yarısını geçtikten (ve geceyi duvarda geçirme riski ciddileştikten) sonra daha hızlı tırmanmaya başladık. Yaklaşık 6 suları 11. ip ile rotanın teknik kısmını bitirip zirve sırtını yakaladık. 3 kolay ip boyundan sonra 7:30'da zirvedeydik.

Bendeki kaynak kitap daha uzaktaki bir iniş rotasını öneriyordu. Fakat 10 sene önce bu rotayı çıkmış (ve geceyi duvarda geçirmek zorunda kalmış) Dan ise daha yakında fakat ip inişi gerektiren bir kulvardan (Ken-Clyde Couloir) inebiliriz dedi, hay hay kamp yerine erken varalım da... Böyle diyerek gördüğüm en çirkin inişlerden birine başladık. 5 ip inişinden ve düşen bolca taştan sonra dar kulvarın çarşak kısmına ulaştık. Ama ne çarşak, hiç bir kaya bloğu yerinde durmuyor, en ufak bir dokunuşla beraber kaymaya başlıyordu. Düşe kalka bir inişten sonra gece 1'e doğru Cecile Lake'e, 2'ye doğru aç ve susuz bir şekilde kampa vardık: Hello Mosquitos!

Yorgunluktan sızlayan bacaklar ve sivrisinek vızıltılarıyla rahatsız bir uyku uyuduk. Sabah 8 gibi kalkıp zafer kahvaltımızı bile edemeden dönüşe başladık. 4 saatlik yürüyüş, ring servisi, otobanda 6 saatlik dönüş derken haftasonunu yorgun ama keyifli bitirdik.

EKLEME (9 Ağustos 2010): Fotoları koymayı unutmuşum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlayınız